Ana Sayfa   Site Haritası

 
 
 
 
 


 
Yazıları
DOĞU AKDENİZ SORUNU TARİHSEL – STRATEJİK – EKONOMİK


 

Doğu Akdeniz nerede başlar nerede biter?

Tunus’ta Bon burnu ile Sicilya’nın Lilibeo burnu arasındaki hattın doğusunda kalan bölgesidir. Bir çok tarihçi tarafından “verimli hilal” olarak adlandırılan bölge Mısır, Mezopotamya ve Anadolu’nun kuşattığı bir yerdir. Tarih boyunca bir çok İmparatorluk, devlet, krallık, Doğu Akdeniz’e hakim olmak istemiştir. Çünkü bu bölgeye hakim olan Dünya Ticaretine de hakim olur. Burada kimler yok ki? Antik Roma’nın “Bizim Deniz’i”dir (Mare Nostrum). Doğu Roma Bizans’ının merkezidir.

https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/1/1c/Mediterranean_Sea_16.61811E_38.99124N.jpg

7.Yüzyıl’da Emevilerle birlikte Doğu Akdeniz’de Müslüman hakimiyeti başlamış, 12.ve 13. Yüzyıllarda yapılan Haçlı Seferleri ile bu hakimiyet uzun süre kesintiye uğramıştır. Ancak 15.Yüzyıldan itibaren Osmanlılar Barbaros Hayreddin’in “DENİZLERE HAKİM OLAN CİHANA HAKİM OLUR” sözüyle 16.Yüzyıl Kanuni döneminde Osmanlı Akdeniz’in tamamına hakim olmuştur. 19.Yüzyıl ortalarına kadar Doğu Akdeniz’e hakimi olan Osmanlı, bu hakimiyeti 300 yıl gibi çok uzun bir zaman korumayı başarmıştır.

STRATEJİK AÇIDAN DOĞU AKDENİZ

Tarihte olduğu bugün de Doğu Akdeniz’in hayati önem taşıdığını bugün NATO gemilerinin, Rusya gemilerinin ve Türk Donanmasının orada olmasında anlayabiliriz. Bu önem nereden geliyor? Bir kere Süveyş kanalı ile Hint Okyanusunu en kısa yoldan sıcak denizlere ve Avrupa’ya bağlar. Bu, zamanın eskitemeyeceği bir ticaret yoludur. Hint Okyanusu ve Avrupa arasında kalan bu yol üzerinde, Ortadoğu ve Ortadoğu’nun enerji kaynakları yer almaktadır. Süveyş kanalı üzerinden Avrupa, Güneydoğu Asya ve Afrika birbirine bağlanır. Bu bağlantı Avrupa ile Uzak Doğu ticaretini 7.000 deniz mili kısaltır. Doğu Akdeniz, dünya denizlerinin sadece %1’ini kaplamasına rağmen deniz ticaretinin üçte ikisi bu denizden gerçekleşir. Yıllık ortalama 230.000 bin geminin seyir aldığı bir bölgeden söz ediyoruz.

http://www.eba.gov.tr/tb.php?src=http://video.eba.gov.tr/0d9/b8d/661/10d/8c9/844/92b/a96/346/d26/c01/a97/8ba/89e/013/0d9b8d66110d8c984492ba96346d26c01a978ba89e013.jpeg&w=570

İşte Doğu Akdeniz’in stratejik önemi. Dolayısıyla bu havzada yaşayan toplumların Doğu Akdeniz hakimiyeti mücadelesinin dışında kalması mümkün değildir. Burada küresel güçlerin Doğu Akdeniz’de ulaşım, enerji ve askeri alanda bir takım politikalarının olması kimseyi şaşırtmamalıdır. Bu anlamda tarihsel perspektife baktığımızda da küresel güçlerin Doğu Akdeniz’i Müslüman nüfusa karşı bir tampon olarak görmesi ve burada askeri varlığını sürekli hissettirecek adımlar atması da aslında kendilerine yönelik gelecek “tehlikeyi” yuvasından çıkmadan etkisizleştirme politikasıdır. Örneğin İngiltere bugün yok gibi görünse de Kıbrıs’taki askeri üssünü bir nöbet kulübesi gibi kullanmaktadır. ABD, İncirlik, Suda (Girit,) ve Gaeta (İtalya) askeri üsleri vasıtasıyla bölgede her daim varlığını hissettirmektedir. Rusya’da her zaman Doğu Akdeniz’de bir üs edinme peşinde olmuştur. Daha önce belirttiğimiz gibi Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ne bu konuda ciddi bir baskı yapılmıştır. Ancak İngiltere bu konuda çok hassas bir noktada Rusya’nın askeri olarak Doğu Akdeniz’e inmesine karşıdır. Bununla birlikte 24 Kasım Uçak krizinde Rusya’nın Türkiye’ye karşı tutumlarını en sert dille eleştiren de NATO olmuştur. Ve krizin ardından bugün Doğu Akdeniz, ikinci bir soğuk savaş’ın gövde gösterisi alanı olmuştur. KÜRESEL GÜÇLERİN VE ELBETTE TÜRKİYE’NİN BURADA VERDİĞİ MESAJ ÇOK AÇIKTIR; DOĞU AKDENİZ’E HAKİM OLAN DÜNYAYA HAKİM OLUR.

http://www.haber27.com/d/news/146008.jpg

ENERJİ AÇISINDAN DOĞU AKDENİZ

ORTADOĞU VE HAZAR BÖLGESİ enerji alanları ve ENERJİ NAKİL HATLARI DOĞU AKDENİZ’den geçer. Özellikle İskenderun Körfezi 13 Temmuz 2006’da Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı’nın faaliyete geçmesiyle Hazar bölgesi ülkeleri için stratejik bir noktaya gelmiştir. Buna ilaveten, Kerkük-Yumurtalık ve Samsun Ceyhan Boru hatları ile Doğu Akdeniz enerji naklinde Türkiye büyük bir üstünlük elde etmiştir. Dolayısıyla Doğu Akdeniz Avrupa’ya açılan hem ticari hem de enerji kapısı olmuştur.

http://politikaakademisi.org/wp-content/uploads/BTC.png

 

GKRK – YUNANİSTAN - İSRAİL İTTİFAKI

ve

TÜRKİYE’NİN STRATEJİK HAMLESİ

GKRK (Güney Kıbrıs Rum Kesimi) ve Yunanistan Doğu Akdeniz’de kıyısı bulunan İsrail ile uluslararası hukuku hiçe sayarak bir takım karşılıklı anlaşmalara gitmiştir. Özellikle Doğu Akdeniz’de TÜRKİYE’NİN MENFAATLERİNİ TEMELDEN SARSACAK OLAN BU HAMLELER ZORUNLU OLARAK DOĞU AKDENİZ’E TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SAVAŞ GEMİSİ GÖNDERMESİNE NEDEN OLMUŞTUR. Türk Deniz Kuvvetleri Akdeniz’de petrol arayan sivil Rum firmalarını taciz etmiş, AB bu tacize tepki göstermiştir. Buna karşın Türkiye’de MİLLİ EGEMENLİK HAKLARINI KORUMA gayesiyle BÖLGEDE ENERJİ SONDAJ ÇALIŞMALARI BAŞLATARAK HEM RUM KESİMİNE HEM AVRUPA’ya hem de Rumların anlaşma yaptığı diğer ülkelere karşı DOĞU AKDENİZ’DE GÖZDAĞI VERMİŞTİR. Türkiye’nin bu hamleleri caydırıcı da olmuştur. Rum Kesiminin doğalgaz arama faaliyetlerini daraltmış ve bazı bölgelerde arama yapmasına engel olunmuştur.

http://img1.aksam.com.tr/imgsdisk/arsiv/91470.jpg

TÜRKİYE’NİN 2008 YILINDAN İTİBAREN AKDENİZ’DE ASKERİ VE SİYASİ OLARAK VARLIĞINI HİSSETTİRMESİ ve RUM KESİMİ'NİN YAPTIĞI ENERJİ ANLAŞMALARINI TANIMAMASI, TÜRKİYE’NİN DOĞU AKDENİZ BÖLGESİNDE ETKİN OLMAK İSTEDİĞİNİ GÖSTERMEKTEDİR.

İsrail’in bugünkü ilişkileri düzeltme gayreti de Doğu Akdeniz’de bulduğu ve Avrupa’ya 100 yıl yeter dediği enerji sevkiyatını Türkiye’siz yapamayacak olmasıdır. TÜRKİYE ise BU YAKINLAŞMAYI GAZZE LEHİNE ÇEVİRMEK İÇİN strateji belirlemiştir. Yakın zamanda bunu da hep birlikte göreceğiz. Ancak burada önemli olan bir konu da TÜRKİYE’NİN ORTADOĞU VE DOĞU AKDENİZ’DE YAŞANACAK BÜTÜN GELİŞMELERDE İNİSİYATİFİ BU BÖLGEDE SINIRI VEYA KIYISI BULUNMAYAN ÜLKELERE BIRAKMAMASIDIR. Bu çok önemlidir.

DOĞU AKDENİZ’İN DERİNLİKLERİNDE YAŞANAN BİR GERÇEK

Konu çok uzun ama kısa kısa gidelim. Krizdeki Avrupa’nın en çok ihtiyaç duyduğu şey ucuz ve arz güvenliği olan enerjidir. Bu enerji ise Doğu Akdeniz’dedir. Mısır, Suriye ve Lübnan’da yaşananlara bu açıdan bakarsak, Batı’nın neden Mursi’yi değil de Sisi’yi seçtiğini, 7 Haziran sürecinde Kuzey Irak – Türkiye enerji ittifakını bloke edecek İran Esed ittifakını desteklediğini anlayabiliriz. Ancak burada TÜRKİYE’nin sürpriz askeri operasyonları ve Rus uçağını düşürmesi, ibreyi bir anda ters çevirmiştir. BATI, TÜRKİYE’NİN MİLLİ MENFAATLERİNİ MUHAFAZA ETME GÜCÜNÜ VE ASKERİ OLARAK YETERLİLİĞİNİ DÜNYAYA İLAN ETMESİNİ İYİ OKUMUŞTUR. Putin’in kara kutusundan “hiç bir şey” çıkmaması da buna işarettir. Batı, TÜRKİYE’SİZ DENKLEM KURMANIN İMKANSIZLIĞINI GÖRMÜŞ, ve YENİ MÜTTEFİĞİ İRAN’ı Rusya’nın hegemonyasına iade etmiştir. Şimdi BATI Türkiye’nin eline bakıyor, Mülteci konusu, enerji konusu, Suriye’nin geleceği ve İsrail ile ilişkiler, bunların hepsi TÜRKİYE’NİN İNİSİYATİFLERİDİR.

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK KOZU, MİLLİLEŞMEDİR.






Yorumlar